Press "Enter" to skip to content

Güzellik

Çevremde pırıl pırıl parlayan güzellikler, cazibedar simalar, albenisi yüksek eşyalar, gönlümü çekip almak isteyen hoş edalar var. Bunlara karşı içimde bir istek, bir sahip olma duygusu hissediyorum. Fakat yıllar var ki, her ne vakit bunları elde etmek için peşlerine düşsem, kalbimdeki susuzluğu onlardan birer yudum içerek gidermeye çalışsam, adeta serabı pınar zannedip koşan bir susuz gibi elime kuru topraktan başkası geçmiyor.

 

Ateş böcekleri gibi, bir yerde parıldıyor güzellik ve sonra kayboluyor. Ben ise güzelliğe hasretim artmış bir şekilde başka bir güzeli beklemeye koyuluyorum. Lakin hep aynı hüsran, ve tabii artan bir vuslat ihtiyacı devam edip gidiyor. Ne zaman diyorum kavuşma, doyma, kanma zamanı. Ne zaman bu hüsranların sonu. Ne kelebeğin kanatlarındaki cilveler, ne bülbüllerdeki hoş sadalar, ne güllerdeki bayıltan rayihalar, ne çevremi saran hoş manzaralar, ne simamdaki güzellik, ne zekamdaki parlaklık ve ne de kollarımdaki güç kalıyor, hepsi tek tek terkediyor beni. Bir sinema perdesi gibi hayat. Devamlı geliyor, gözüküyor ve gidiyor güzellikler. Elimde kalan ise, kupkuru beyaz bir perde ve doyurulmamış arzular, kabaran hasretler.

 

Biliyorum ki dünyadaki hiçbir şey güzelliğin gerçek sahibi değil. Eğer olsaydı hep onunla kalmalı, hep aynı cazibesini ve güzelliğini korumalıydı. Ama öyle olmuyor. Bugün yemyeşil, ter ü taze yapraklar yarın kuruyup çerçöp oluyor. O güzellikten hiç bir eser kalmıyor. Gönülleri hoplatan nice dilberler vakit geçtikçe yüzüne bakılmaz hale geliyor. Neticede o da toprak olup gidiyor.

 

Peki bu güzellikler nereden geliyor ve nereye gidiyor? Kim gözüme bunları gösterip gösterip sonra çekip alıyor? Sahibi kim? Hangi yoldan gidilir ona? Bu aynalar tatmin etmiyor beni artık. Aslını, bitmeyenini, ellerimden akıp akıp gitmeyenini istiyor gönlüm.

 

Sen neredesin güzellik? Hangi diyarlar senin memleketin? Senden uzak olmak yakıyor gönlümü. Her gün karşıma dikiliyor, kalbimi çalıyor sonra kayboluyorsun. Ne zaman elimden tutacak ve artık gel diyeceksin? Ne zaman bu hasret ateşini dindirecek, çatlayıp kupkuru hale gelmiş yüreğimde vuslat gülleri bitireceksin? Ne zaman yalancı güzellerden bıkmış usanmış, bir kere daha aldanmaya tahammülü kalmamış muzdarip gönlümü huzura erdireceksin?

 

Sana müştakım güzellik. Gel artık gönül yamaçlarımda tahtını kur!..