Press "Enter" to skip to content

Tevhid-i Kıble, Çeşitlilik ve Denge

Bütünlük “integrity” günümüzün önemli konularından birisidir. Kişinin tavır ve davranışlarında, özel ve kamu hayatında, geçmişteki ve şu andaki tutumlarında, niyetlerinde ve sözlerinde birbiriyle çelişmeyen ahenkli bir hayat sürmesi demektir bütünlük. Eğer yalnızken farklı, toplum içinde farklı davranıyorsak, bugün söylediğmiz şeyi fiiliyatımızla yarın yalanlıyorsak, bir hususta sergilediğimiz tavır umumi manada ortaya koyduğumuz yaşam tarzıyla çelişiyorsa, kalben yalandan nefret ediyor fakat devamlı yalanlar söylüyorsak bütün bir insan değiliz demektir.

 

Bizim halimize dışarıdan birisi baksa diyeceği şudur: Bu adam bedenen bir tane fakat içinde üç dört tane ayrı şahış yaşıyor. Hangisinin ne zaman çıkacağı ve ne zaman ne yapacağı belli olmuyor. Bu adamların biri dindar diğeri alabildiğine dünyalık, biri sözüne sadık diğeri yalancı, biri fazilet abidesi diğeri menfaatçi… Fakat hangisinin ne zaman ve hangi şartlarda ortaya çıkacağını kestirmek hayli güç.

 

İşte bu, iç-dış bütünlüğü olmayan, kişilik geliştirememiş, kendine aid ve onu bağlayan bir değerler manzumesinden yoksun, rüzgarın estiği yöne gitmeye meyilli kişilerin resmidir. İnsanın kendine model olarak seçeceği kişilerin sergilediği tavırların birbiriyle çelişmemesi önemlidir. Ya da bu model öyle biri olmalıdır ki bize hayatımızın her kademesinde bir ışık tutsun ve onu takip ettiğimizde bize öyle bir yaşam tarzı sunsun ki dönüp baktığımızda bir çelişki görmeyelim dün yaptığımız şey ile bugünki arasında. Bugün yaptıklarımız geçmişteki emeklerimizi yıkmasın. O kişinin hayatı öyle olsun ki bir şiir gibi ilk kelimesiyle sonda koyduğu kafiye birbirini tamamlasın, bir musiki zevki versin dinleyenlere.

 

Bir Allah’a inanmak, bir peygamberi takip etmek, bir ekole aid olmak, bir mezhebe sadık kalmak, bir üstadı taklid etmek, sonra da bu ahenge, birliğe ve bütünlüğe kendi boyamızı çalmak insanda sağlam ve çelişmeyen bir karakter oluşturması açısından önemlidir. Öte yandan çevremizdeki hayatı kuşatamayan modellerle sınırlı kalmayıp daha geniş ufuklara açılmak da elzemdir. İçimizde hem tevhidi ve bütünlüğü sağlamak, hem de Mevlana’nın pergel misalinde olduğu gibi yetmiş iki milleti dolaşıp yeni ufuklar keşfetmek ise zor ulaşılan bir dengedir.