Press "Enter" to skip to content

Alışkanlıklarımızı Değiştirmede Kırk Gün Formülü

Günlük yaşantımızda çokça duyduğumuz sözlerden biri şudur: “Bir kişiye kırk gün deli dersen deli veli dersen veli olur”. Acaba bu sözün hakikati nedir? Acaba kırk günün ne tür bir büyüsü vardır?

 

Malum bizim tasavvuf ve tekke geleneğimizde bir terim vardır: “çile çıkarmak”. Çile Farsça bir kelime olup esas itibariyle kırk manasına gelmektedir ve bu terimin Arapça karşılığı da ‘erbain’ dir. ‘Erbain çıkarmak’ da kullanılır bazı yerlerde. Diğer bir husus ise Kuran’da geçen Hz. Musa kıssasıdır. Bu kıssada Hz. Musa’nın Tur-ı Sina’da Allah’ın huzurunda kırk gün geçirmesinden bahsedilir. Bu husus toplumsal değişim seviyesinde ele alınınca Yahudi kavminin Tih çölünde toplumsal ve ahlaki dönüşüm sağlamaları için Hz. Musa’nın rehberliğinde kırk yıl bekletilmelerinden bahsedilir.

 

İşte bu hususlar bizlere bazı ipuçları verir bu rakam hususunda. Peki biz bunu günümüzde nasıl kullanabilir ve bu vesileyle sevmediğimiz bazı alışkanlıklarımızı bırakarak yerlerine yenilerini nasıl yerleştirebiliriz?

 

Elbette bugün itibariyle birçoğumuzun geleneksel manada kendini hayatın akışından kopararak çile çıkarması çok zor gözükmektedir. Böyle külli ve günümüz şartları açısından zor bir dönüşüm yerine cüzi, lokal ve uzun süreli bir dönüşüm daha yapılabilir gözükmektedir.

 

Uzun sureli etkilerle olaşan alışkanlıkların yine uzun süreli dönüşümlerle ele alınması hususu daha pratik gözüküyor. Peki bunu nasıl yapacağız?

 

Burada bize yardımcı olabileceğini düşündüğüm bazı metodlar üzerinde durmak istiyorum:

 

Küçük Adımlar: Öncelikle değişime gerçekten küçük adımlarla başlamak gerekiyor. Mesela yarından itibaren sabah altıda kalkmaya başlayacağım, sigarayı bırakacağım, düzenli bir insan olacağım, kızmayacağım gibi büyük lokmalar yerine bizi bu büyük hedeflere hazırlayacak, bu güçlü eğilimleri zayıflatacak, altını oyacak ve bu değişime destek olacak hususlarla başlamak daha uygun olabilir. Mesela akşam beşten sonra çay-kafein almayacağım demek sabah yatmayacağım demekten daha kolaydır ve bu büyük hedefe bizi hazarlayıcı bir adımdır. Bunun gibi sırayla en geç 12 de yatacağım, sabah kalkar kalkmaz perdeleri açacağım, kalkınca bir bardak su içeceğim… gibi hedefler daha kolay hayata geçirilebilir.

 

Kırk Gün: Bir hususun otomatik hale gelip, herhangi bir ekstra zihni, iradi ve bedensel enerji gerektirmemesi o hususun en az kırk gün hiç aksatılmadan yapılmasına bağlıdır. Bazıları bunun otuz yada yirmibir gün olduğunuda söylemektedirler. Mesela Ramazan orucunun otuz gün olması gibi. Eğer bu sürelerden biri boyunca hiç aksatılmadan yapılmazsa bu alışkanlıklar ikinci bir fıtrat haline gelmemektedir.

 

Muayyen Bir Vakit Tespit Edilmesi: Kazanmak istediğimiz alışkanlıkların aksamaması için muhakkak surette bu alışkanlıklara gün içinde belli bir vakit tayin edilmelidir. Mesela her gün yarım saat kitap okuyacağım demek o işin eninde sonunda aksaması demektir. Zira her akla geldiğinde başka bir hususun baskısıyla  tehir edilecek ve sonunda gece yorgunluğuna mağlub olup ihmal edilecektir. Bu sebeble namaz vakitlerinin muayyen olması gibi bu hususlarında muyyen olması gerekmektedir. Mesela her sabah kalktığımda bir bardak süt içeceğim demek her gün bir bardak süt içeceğim demekten daha garantili bir yoldur. Bu aynen yeni bir eve taşınırken eşyaları yerliştirmeye benzer. Mesela daha önceden kutuların üzerine gidecekleri yerleri ‘mutfak, yatak odası, salon’ gibi tayin edip yazmamışsanız neticede karşılaşacağınız manzara salonun ortasına yığılmış ve açılıp düzenlenmeyi bekleyen bir yığındır. Bu durum işin gözünüzde büyümesine ve taşınmak kadar size ikinci bir zahmet vermeye sebep olacaktır. Aynı şekilde ev tanzimi gibi zaman tanziminde de gün içinde yapacağınız hususların yerleri (odaları) belli değilse ciddi bir kaos ve zihni meşguliyet sizi beklemektedir. O sebeble yapacağınız bir hususta kendinize vaadde bulunurken hususi zamanıyla beraber bulunmak daha isabetli olacaktır.

 

Detaylı Tarif: Yeni başlamayı kendinize vaadettiğiniz hususun tevil ve tefsire müsaade etmeyecek şekilde belirlenmesi gerekir. Mesela abur cubur yemeyeceğim demek yeterli değildir. Bunu tek tek belirtmeniz gerekir. Kola, asitli içecek, fast food yemeyeceğim demek ve bunları sırayla belirleyip tek tek hayatımızdan çıkarmak daha hızlı olabilir. Aksi takdirde kolaylıkla ‘bu aburcubur sayılmaz’ deyip zamanla bu terim altına giren şeyleri iyice daraltır ve kafamızda net olmamanın verdiği rahatlıkla bu hedefte başarısızlık yaşayabiliriz.

 

Toplumsal Destek: Yapmayı düşündüğünüz şeyi arkadaş grubunuzla paylaşmak yada sizin gibi böyle bir sürece girmeye istekli bir iki kişi bulup kendinizi bağlamak, vaadinizi daha sıkı tutmanızda yardımcı olabilir. Tek başınıza yaptığınız bir şeyde kendinizi  herhangi bir toplumsal vaadle bağlamamışsanız nefsinize uyup terketmeniz büyük olasılıkla muhtemeldir.

 

Akli Destek: Yeni bir alışkanlığa başlama yada eski bir alışkanlığı terketmeyi aklınıza çok iyi izah edip onu da yanınıza almanız işinizi çok kolaylaştıracaktır. Mesela her gün saatlerce televizyon izleyen bir insanın oturup israf ettiği saatleri kullanarak bir haftada yada yılda neler yapabileceğini hesaplaması, o kadar uzun süre televizyonun karşısında oturmanın zihinsel, fiziksel, ruhsal ve ailevi zararlarını tek tek düşünüp yazması içinde bulunduğu durumun resmini daha iyi görüp aklen ikna olmasına yardımcı olabilir.