Press "Enter" to skip to content

Varlıkta Yokluk, Yoklukta Varlık

Kimi zaman insan içinde bulunduğu maddi – manevi haletin başarı yada başarısızlıkta müessir olduğunu düşünür ve hakiki yaratıcının Allah olduğunu unutup bu esbaba haddinden öte bir makam verir.

 

Hatta kişi bazen öyle bir noktaya gelirki sırf Allah için yapılması icab eden ibadetler dahi diğer insanları tesir altına alma, sayılma, sevilme ve kabul görme mülahazasıyla yapılır ve adeta nefis ‘ben teheccüd kıldığım için insanlar beni sevdi ve saydı’ demeye başlar.

 

İşte tam bu noktada Cenab-ı Hak kuluna müessir-i hakikinin kendisi olduğunu göstermek için kulun  manen en kötü hissettiği ve gözünde çok büyüttüğü maddi-manevi esbabtan mahrum olduğu bir anda en güzel muvaffatiyetleri ihsan eder. Allah bu haliyle kuluna ‘kıldığın namaz, okuduğun Kuran değildir yaratan ve ol diyen. Bunların hiç birinin olmadığı anda bile hakiki sahibi olduğum nimetleri senin önüne serebilir, aynı zamanda tam tersinide yapıp manen kendini en güçlü hissettiğin esnada seni zorluktan zorluğa sürükleyebilirim’ der. Böylelikle her şeye mecaz ve hakikat noktasında hakettiği değeri vermeyi ve hadlerinden efzun bir beklenti içine girip de inkisar-ı hayale uğramamayı salık verir biz kullarına.