Press "Enter" to skip to content

İçimizdeki İyilik

Her insan Ahsen-i Takvim üzere yaratılır diyor Kuran. Her insanın özünde iyi olmak, güzel olmak, sevilmek ve olabildiğinin en iyisi olmak isteği ve eğilimi vardır. Kimisi başlangıçtaki bu ahsen-i takvim kimliğinden çok uzaklaşmış, kimi de daha az uzağa düşmüştür. Ama herkes el yordamıyla, bulduğu metod ve usüllerle tekrar yitirdiği cennete doğru yol almak ve özüyle bütünleşerek cennetin safasını ve ilahi huzuru yudumlamak ister. Kimi adalet peşinde koşarak, kimi kendini çok incitenlerden korunarak, kimi kırık gönülleri tamir ederek, kimi hayatta kalmaya çalışarak, kimi eski yaralarını sararak, kimi yeni yollar ve çözümler bulmaya kendini adayarak, kimi insanlığı perişan eden dertlere derman arayarak, kimi güçlü olduğunda tüm bu isteklere ulaşacağını düşünerek, kimi yakın çevresini koruyup kollayarak, kimi çözüm olacağına inandığı sistemleri, yaşam tarzlarını başkalarına tanıtarak, kimi bu  uğurda bedensel arzularından vazgeçerek, kimi malını mülkünü harcayarak, kimi de her düşüşten sonra ağlayarak … bu yitirdiği cennete doğru gitmek ve bir nebze de olsa onu tekrar tatmak ister.

Kimi bu hayale bütünüyle ulaşır, kimi de yollarda kalir. Burada sorgulamamız gereken niyetler değil metodlardır. Hiçbir insan yaşadığı hayatı kötülük olsun diye yaşamaz. İyiliğe öyle ulaşacağına inandığı yada elindeki imkanlar onu ancak oraya kadar getirdiği için öyle yaşar. Her bir insanın özünde ve yaratılışında cennete açılan bir pencere vardır. Kiminin ışığı sönmüş, kimine perdeler inmiş olsada hep gözleri o nuru arar.