Press "Enter" to skip to content

Takva: Cezayı Haklı Kılan Davranışlardan Nefsi Koruma

Arapça “ve-ka-ye” kökünden gelip, “vikaye” masdarından türeyen takva kelimesi “korumak, korunmak, sakınmak, saygı göstermek, dindar olmak, itaat etmek, korkmak, çekinmek” anlamlarına gelmektedir. Takvâ kelimesini Seyyid Şerîf el-Cürcânî, “Allah’a itaat ederek azabından sakınmaktır, bu da ceza almayı haklı kılan davranışlardan nefsi korumak suretiyle gerçekleşir” şeklinde tarif eder (et-Ta’rîfât, “vķy” md.). Asıl özü itibariyle takva kişinin kendisini zarar göreceği her türlü şeyden koruması yada koruma altına alması demektir. Mesela lugat manası itibariyle, savaşta oktan korunmak için bir zırh giymek takvadır. Kaza anında yaralanmadan korunmak için emniyet kemeri takmak bir takvadır.

 

Bu tür zarar verebilecek hususları daha geniş manada düşünebiliriz. Kişiye bedensel zararları olan şeylerin yanında, zihinsel, ruhsal, toplumsal ve ailevi zararları da bu korunmak gereken hususlar içine dahil edebiliriz. Kişi kendisine zarar verecek şeyden korktuğu için bu kelime daha çok zarar veren şeyden korkmak şeklinde tercüme edilmiş ve zamanla Allah’ın Zatından korkmak olarak anlaşılmıştır. Aslında korkulması istenen şey Allah’ın Zatı değil kişiyi Allah’tan uzağa düşüren, yaralayan,  onunla ilişkisini zedeleyen, insan olma onurunu tahrib eden, varlık gayesine ermesini engelleyen her türlü fiil, düşünce, ve histir. Dolayısıyla, bu tür emirleri “sizi Allah’tan ayrı koyacak, insanlık onurunuzu zedeleyecek, kabiliyetlerinizi köreltecek, başkalarının hukukuna zarar verecek  ve neticede cezaya müstehak hale getirecek her türlü şeyden sakının, kendinizi koruyun” şeklinde anlamak daha isabetli olur.

 

Peki bu zararlı hususların ne olduğunu nasıl bileceğiz? Dinimizde bu zararlı hususlar “haram”, “günah” gibi kelimelerle tarif ediyor. Dinimiz bu zararlı davranışları irtikap ederek kötü neticelere düçar olmaktan korkmamızı bize şefkat ile tavsiye ve emirediyor. Neticede kader inancımıza göre, her şeyi olduğu gibi, bu kötü neticeleri de bizim tercihimizle yaratan Allah olduğu için tek yaratıcı olan Allah’tan bu kötü neticeleri yaratmaması ve bizi kötü amellerimizden dolayı cezalandırmaması hususunda sakınmamız isteniyor. Allah bu neticelerin kimini yaratıp hatalarımızdan ders almamızı istiyor kimini de affediyor. Lakin yaratılmanın müsebbibi biz olmamız hasebiyle yaratılanlardan da biz sorumlu oluyoruz.

 

Ayrıca bu korku seven birinin sevdiğinin gönlünü incitmekten çekinmesini, yaradanına karşı saygı ve sorumluluk duymasını ve O’nun teveccühünü kaybetmekten kaçınmasını da ifade ediyor. Bu sebeple müminin her günaha onu sevdiğinden ayıran bir perde, ayağına takılmış bir pranga ve uzaklığa sebep bir arıza olarak bakması isteniyor.