Press "Enter" to skip to content

Kritik ve Tahlillerde Kriter ve Çoklu Bakış Açısı İhtiyacı

Gerek Hocaefendi gerekse Hizmet toplumu kendi takipçileri, global dünyadaki kritik nazarlar ve gelecek nesiller tarafından çok yönlü tahlile ve kritiğe tabi tutulacaktır ve tutulmalıdır da. Lakin böyle bir tahlil ve kritikte bir kısım ölçüler, çerçeveler ve sorular belirlenmeli ve çoklu bakış açıları geliştirilmelidir. Kanaatimce aşağıdaki hususlar, bir başlangıç olarak, böyle bir gayrete hizmet edebilir.

Başarı Ölçüsü: Gerek günümüzde gerekse tarihte, Türkiye gibi ahlakî, siyasî, kültürel, dinî… zorlukların, kimlik sorunlarının, güç kavgalarının, baskıların yaşandığı zorlu şartlardan bir grup insanı alıp ferdî ve kolektif mânâda bir noktadan bir noktaya taşıyan, onları maruz kalabilecekleri kuvvetle muhtemel bir cehalet ve kimlik kargaşası karanlığından çıkarıp kolektif mânâda global bir aktör hâline getiren liderin başarı ölçüsü nedir? Zannediyorum bu başarı ölçüsünü, ‘ferdî ve kolektif mânâda başlangıçta takipçilerinin çoğunu devraldığı anlayış, ilim, hayat tecrübesi, dünya felsefesi, ahlakî seviye, ailevî ilişkiler, nüfuz, toplumsal potansiyel gibi hususlardaki seviye noktası ile onları getirdiği nokta arasındaki mesafenin uzunluğu’ olarak tanımlamak mümkündür. Ve bu mesafe bugünün zorlu şartlarına bakılmadan geçmiş, günümüz ve gelecek yansımalar/potansiyel ve toplumsal sermaye göz önünde bulundurularak yapılmalıdır.

Ayrıca Hizmet toplumu için önemli bir motivasyon kaynağı olan din ve inanç ölçülerine göre başarı ve başarısızlığın ölçüleri nelerdir? Dine gelen musibet, ilâhî ikaz, teyakkuz, hatalara kefaret olma, gafletin dağıtılması, dünyanın fâni yüzünün gösterilip daha ulvî gayelere dikkatlerin çekilmesi, küçük ikazlarla daha büyük musibetlerin önünün alınması, beşerî acz ve zaafların hatırlatılması gibi mânâ ve hikmetler bu başarı terazisinde nereye konulmalıdır? Zorlu zamanların tam göbeğinden hadiselere baktığımızda, tüm olumsuzluklar ufkumuzu sardığında, gece gündüz münavebesini unuttuğumuzda ve hadiseleri hâlin darlığında değerlendirdiğimizde bu yargılarımızda ne kadar isabet edebiliriz? Zaman boyutuna, geçmişin öğrettikleri ve istikbalin vadettiklerine göre başarı ve başarısızlığın ölçüsü nedir? Son olarak başarı ve başarısızlıkta maddî kayıplar / kazançlar, mânevî kayıplar / kazançlar kefenin hangi tarafında değerlendirilir? Maddeten kaybedenler mutlak mânâda başarısız mı addedilirler? Tarihte her şeylerini kaybedip bu yokluk üzerine çığır açan fertlerin ve toplulukların bu ölçüye göre yeri nerededir?

Ferdî ve Kolektif Kimlik: Hizmet toplumunun şu ana kadar kolektif (şahs-ı mânevî) bir anlayış ve sorumlulukla altına girdiği işlerde elde ettiği başarının ve teveccühün meyvesi ve kredisi, liderlik anlayış ve felsefesi dolayısıyla, lidere verilmeyip kolektif şahsa irca edilirken, iddia edilen başarısızlıkların ceremesini ve sorumluluğunu bu kolektif şahıs ve lokal mümessilleri yerine, sadece bir şahsa yüklemek ne kadar tutarlıdır ve insaflıdır? Tüm fert ve birimleriyle bu kolektif şahsın başarıda olduğu kadar ifade edilen başarısızlıkta da sorumluluğu üstlenmesi ve paylaşması gerekmez mi?

Tevarüs Edilen Kimlikler: Geçmiş yazılarda ifade etmeye çalıştığım, bir rol model olarak Hocaefendi’nin kimliğinin alt unsurlarını (abid, muallim, rehber…) ferdî ve kolektif mânâda tevarüs edenler her bir kimliğin vizyonu, misyonu, metodolojisi ve başarı kriterleri açısından kurucu felsefeye göre hangi noktadadırlar? Kurucu felsefe ve vizyonla bu husûsî kimlikleri tevarüs eden takipçiler arasındaki mesafe tatmin edici seviyede birbirine yakın mıdır?

Toplumsal ve Geleneksel Problemlerin Sorumluluğu: İslam toplumuna ve gelişmekte olan üçüncü dünya ülkelerine ait siyasî, dinî, ahlakî, toplumsal, ekonomik ve ilmî problemlerin oluşumu ve sürdürülmesinde gerek Hocaefendi’nin gerekse Hizmet toplumunun rolü ve sorumluluğu nedir? Neşet edilen toplumun geleneksel, jeopolitik, siyasî ve toplumsal problemlerinden tamamen ari kalmak ne kadar mümkün ve ma’kul bir beklentidir? Neşet edilen topluma ait bu realitelerden ve problemlerden bir nesilde kurtulmayı ümit etmek, dozu yüksek ani değişimler beklemek sosyolojik ve sosyo-psikolojik realiteler açısından ne kadar mümkündür ve sağlıklıdır?

Potansiyellerin İhraz Edilmesi: Hizmet toplumunun sağladığı gelişme ortamı mevcut gelişim potansiyellerini ortaya koymalarında fertlere destek mi olmuştur, köstek mi olmuştur? Hocaefendi ve Hizmet toplumu, takipçilerinin evveliyetleri ve neşet ettikleri realiteler hesaba katıldığında, onları potansiyellerinin elverdiği imkânların ve seviyelerin ötesine mi geçirmiştir, yoksa gerisinde mi bırakmıştır?

Gelinen Seviyeden Memnuniyet: Hizmet toplumu gönüllüleri, Türkiye’deki sosyal realitelerin elverdiği ölçüde şu an içinde olabilecekleri diğer muhtemel alternatifleri de göz önünde bulundurarak, ilmî, mânevî, ahlakî, tecrübî.. hususlarda Hizmet vesilesiyle geldikleri ve bulundukları seviye ve konumdan ne kadar memnundurlar? Kendilerine yeniden bir tercih şansı verilse ve geçmişe gitseler, tercihlerini yine Hizmet’ten yana mı, yoksa, Türkiye’nin sosyal realiteleri muvacehesinde, mevcut seçeneklerden başka biri istikametinde mi kullanırlar?

Günümüzün Şartları ile Tarihi Yargılama: Şu an sahip olunan ufuk, hayat tecrübesi, maddî imkânlar, güç, eğitim ve anlayış seviyesini esas kabul edip, bu imkânlara ve seviyeye sahip olunmayan zamanları ve yapılanları, bu imkânların kriterleri ile değerlendirmek ve kritiğe tabi tutmak ne kadar sağlıklıdır? ‘Selefi halefe, maziyi hâle kıyas edip haksız itirazda bulunmak fasit bir kıyas’ olmaz mı? Bu yüzleşmenin ve kritiğin usulü nasıl olmalıdır?

Günümüz Şartları ile Geleceği Yargılama: Aynı şekilde, mevcut insan potansiyeli, toplumsal sermaye, kolektif tecrübe, acı hadiselerin öğreticiliği, şahsî teşebbüs ve değişim potansiyelleri göz önüne alınmadan, belli bir zemine, zamana, bakış açısına ve hisse odaklanarak gelecek yargısı yapmak ve geleceği bu bakışın darlığına hapsetmek ne kadar sağlıklıdır?

Yarın:

Süreç: Sebep ve Hikmet Arayışı