Press "Enter" to skip to content

Süreç: Sebep ve Hikmet Arayışı

Yazı dizisinin şu ana kadarki kısımlarında Hizmet toplumunda liderlik, yenilenme ihtiyacı, bürokrasi ve değerler arasındaki denge, bir kurucu lider olarak Fethullah Gülen Hocaefendi, liderin yüceltilmesi ve eleştirilmesi, kritik ve tahlillerde kriterler ve çoklu bakış açısı ihtiyacı gibi konuları ele aldık.

Yazı dizisinin bu son kısmında ise hususiyle Hizmet toplumu tarafından tecrübe edilen zorlu süreç ve bu süreçle ilgili sebep, mânâ ve hikmet arayışlarını ele almak istiyorum. Yaşanan süreç ve meydana getirdiği etkiler uzun yıllar kendini hissettirecek ve hem Hizmet hem de dünya kamuoyunu bir şekilde meşgul edecektir. Yapılan kritik ve tahlillerde sadece belli noktalara odaklanıp şümullü bir analiz yapamama ve sistemsel olarak parçaların birbiriyle ilişkilerini mânâlı bütünler hâlinde tespit edememe hataların tekrarına ve altta yatan temel sebeplerin ıskalanmasına sebep olacaktır. Ayrıca sebepleri iyi tespit ve tahlil etmenin yanında mânâ ve hikmet arayışının ihmal edilmemesi hadiseleri hem daha câmi’ bir noktadan hem de tarihî bir perspektiften görebilmemize imkân sağlayacaktır. Bu noktada, Hizmet toplumu içinde farklı tonlarda ifade edilen sebepleri ve muhtemel mânâ ve hikmetleri bir başlangıç olarak tespit etmekte fayda vardır. Her ne kadar bu sebep, mânâ ve hikmetler önem ve öncelik açısından kişiden kişiye göre farklılık arz etse de, tahlil ve tespitlerde her biri mülahazaya alınmalı ve zamanla yenileri de eklenmelidir.

Süreç hususunda bazı sebepleri, mânâ ve hikmetleri şu şekilde sıralamak mümkündür:

Sebepler

  • Bünye içinde sağlıklı iletişim, karar verme, problem tespit etme, şeffaflık ve hesap verilebilirlik mekanizmalarının geliştirilememesi
  • Hizmet vizyon, misyon ve metodolojisinin mevcut hâliyle karşılaşılan problemler karşısında eksik kalması ve yenilenememesi
  • Hizmet toplumunda genel mânâda görülen maddî – mânevî yozlaşma
  • Hususiyle İslamî camiada ve toplumun diğer kesimlerinde oluşan haset, vefasızlık ve ahlakî çöküşün yeteri kadar kavranıp önleyici tedbirlerin alınamaması
  • İdari işleyiş ve mekanizmanın otoriterlik, ihtiyaç fazlası insan istihdamı, işlevi net belirlenmemiş kurum ve birimler, hantallık ve tufeylilik yönleriyle devletvari çalışması, resmileşmesi ve bürokratikleşmesi
  • Seküler devlet ideolojisi ve mekanizmasının kabiliyet, strateji, refleks ve kapasitesinin küçük görülmesi
  • Tabanda mevcut altyapı, insan kaynakları ve dünya vizyonu ile kurucu felsefe ve vizyon arasındaki farkın açılması, yeterli toplumsal dönüşümün sağlanamaması
  • Hizmet toplumunun kendi kurucu felsefesinin bir kısım temel prensip ve kurallarını ihlal etmesi
  • Liderlik konumundaki kişilerde görülen kifayet ve öngörü eksikliği
  • Uluslararası güç odaklarının ve bunların Türkiye’deki sinir uçlarının Hizmet toplumunun büyümesini istememesi

Mânâ ve Hikmetler

  • Hizmet toplumunun yeni bir süreç ve kapasiteye geçişinin kaderi planda zihnî, ruhsal ve toplumsal ön hazırlığının yapılması ve gerekli karakter eğitiminin verilmesi
  • Hizmet bünyesine Türkiye kültüründen sirayet eden ve global zeminde kısıtlayıcı tesir meydana getiren olumsuz tutum, alışkanlık, zaaf, ön yargı, millî gurur gibi etkenlerin bünyeden ayıklanması
  • Hızlı büyümeye mukabil, yetersiz kalan ve iradî olarak yenilenemeyen sistem, anlayış, altyapı, insan kalitesi ve global vizyonun cebrî ve kaderî olarak yıkılıp yenisinin kurulması süreci
  • Bünyeye dünyevî imkânlar saikiyle giren ve  daha ziyade dünyevî menfaat beklentisi içinde olan kişilerin ve na-ehillerin kaderî planda bünyeden atılması
  • Hizmet toplumunda genel mânâda görülen maddî – mânevî yozlaşmanın ıslah edilmesi
  • Tarihteki bir çok değişim ve bağımsızlık hareketinin benzer bir süreci yaşaması ve dolayısıyla başa gelenlerin, talep edilmemesine rağmen, böyle bir yolun realitelerinden ve ceremelerinden biri olması
  • Mevcut hâliyle Hizmet toplumunun kapasite, imkân ve vizyon açısından doğal sınırlarına ulaşmış olması

Hem sebeplere hem de hikmetlere yönelik bu maddeler aslında meselenin basit bir indirgemecilikle ele alınamayacağının açık bir göstergesidir. Ayrıca bu tespitler bize çok yönlü ve çok sesli tahlillerin, daha kuşatıcı paradigmaların, anlama gayretlerinin, öncelik-sonralık sıralamalarının ehemmiyet ve ihtiyacını da vurgulamaktadır. Yine mezkur tespitler bize semptomlar ile altta yatan ana sebeplerin ayrılması, esbabın yanında kaderin rolünün de hesaba katılması, hâlin yanında mazi ve istikbalin de mülahazaya alınması, hüzün ve kederin yanında onların bağrında gelişen ümit ve güzelliklerin de göz önünde bulundurulması ve böyle küllî bir bakışla çareler aranması gerektiğini ifade etmektedir. Zahiren paradoksal gibi gözüken ama aslında bir vâhidin farklı yüzlerinden müteşekkil böylesi bir hakikat tasavvuru kendi sınırlarımızı, ilmimizi, bakış açımızı ve tecrübemizi aşıp kolektif bir tutum içinde meselelere yaklaşmayı zarurî kılmaktadır.

Her biri ayrı bir yazı konusu olan bu meseleleri, daha sonra açmak ümidiyle, şimdilik kendi icmalleri içinde bırakıp yazı dizimizi burada sonlandırıyoruz.