Press "Enter" to skip to content

Yenilenme İhtiyacı / Bürokrasi ve Değerler Arasında Denge

Yenilenme İhtiyacı

Dünkü yazımızda ‘sıfatlar ve faziletler itibariyle içi boşalan lokal liderlik ve otoritenin, hükmünü icra edebilmek ve kitleleri yönlendirebilmek için, zamanla kurucu liderin karizmasına, otoritesine ve ismine daha fazla müracaat etmesi  ve hoyratça kullanır hâle gelmesi’ meselesine değinmiştik. Burada bir nevi ‘statik ve dinamik liderlik modelleri’ diyebileceğimiz hususa dikkat çekmemiz icap eder. Gerekli sıfatlar, alışkanlıklar, kabiliyetler, birikim, vizyon, eğitim, okuma.. yönleriyle sabit kalıp sorumluluklar ve yetkiler yönüyle sürekli ilerleyen liderler, ehliyet ve beklentiler arasında hızla açılan bu mesafe karşısında daha fazla ve büyük hatalar yapmaya başlarlar. Hızla değişen dünyada ve muhatap olunan kitlelerin dinamizmi karşısında, sürekli kendilerini sıfat, bilgi, yetenek, ufuk, sabır, anlayış ve gönül enginliği noktalarında geliştiremeyen, buna husûsî vakit ve emek harcamayan, bu gelişim sürecini ve gerekliliğini zarurî hâle getirip kurumsallaştıramayan ve statik bir liderlik örneği sergileyen kişiler ve anlayışlar zamanla ya bu yarıştan geri düşerler ya da konumlarını muhafaza için dış payandalara, abartılara, zorlamalı aidiyetlere, tabanlarının duygularını manipüle etmeye ve gizlilik perdelerine bürünerek mevcut hâllerini olduğundan farklı göstermeye ihtiyaç duyarlar; onlara bu konumları ‘bahşeden’ ya da vesile olan kişilere karşı aşırı uysal, itaatkar, bir dediğini iki etmeyen tavırları; zorlamalı yakınlıkları ve hürmetleri; tabanın hislerine hitap eden duygu sömürülerini; munis ve benzer düşünen kişilerden müteşekkil karar mekanizmalarını ve doğal insanî ilişkilere mani suni duvarları bu tezahürlere misaller olarak verilebiliriz.

Bürokrasi ve Değerler Arasında Denge

Ayrıca işler büyüdükçe, kurumsallaşma arttıkça ve takipçilere ait sıfat, eğitim seviyesi, tecrübe ve anlayış geliştikçe yerini kolektif düşünme, açık iletişim, kuralları net bürokrasi, ortak kanunlar, hesap verebilirlik, şeffafiyet gibi herhangi bir güç idaresi ve siyasetinde gerekli olan şartlara ve kriterlere bırakması gereken karizmatik ve şahıs merkezli idare modelleri ve pratikleri zamanla bu yükü taşıyamaz hâle gelir ve sistemin önünde bir engele dönüşürler.

Bu ‘güç idaresinin genel geçer kuralları’na riayetin yanında, kurumsallaşan ve bürokrasi ihtiyacı duyan bu yapıyı aslında ayakta tutan temel dinamiklerin, değerlerin ve canlı ruh yapısının ihmali de ayrı bir uca savrulmaya sebep olur. Bu temel dinamiklerden ve değerlerden maksadımız ise hayata dair bir mânâ ve gaye sunma; aidiyet, güven, hürmet gibi temel insanî ihtiyaçları giderme; şefkat, özen, azim, iyi niyet, iyimserlik gibi değerler sergileme; teşebbüs ruhunu besleme; çağın ihtiyaçlarını göz önünde bulundurma gibi hususlardır.

Yarın:

Bir Kurucu Lider Olarak Fethullah Gülen Hocaefendi, Yüceltme ve Eleştirme